Ana Sayfa EMLAK SATIŞ OYUKTAŞ Gündem Biyografi Şiirler Ziyaretçi Defteri İletişim Müzik

KISSASAN HİSSE
Anasayfa » Gündem » KISSASAN HİSSE

Bir gün karısıyla beraber yatağında yatarken Nasreddin Hocanın
yorganının üzerinden bir pire sıçrar ve yatağın öbür tarafına zıplar.
Hoca hemen kalkar ve yorganı odadaki ocağa (şömine) atıp yakar. Bunu
gören karısı yanan yorganın acısıyla:

"Hoca ne yaptın, yorganımızı durup dururken niçin yaktın?" diye sorar.
Hoca da:
" Yorganın üzerinden pire geçti, onun için yaktım" der.
" Canım Hoca, bir pire için yorgan yakılır mı hiç, bırak geçsin?" diye
yineler.
" Bu pireye şimdi bir şey demezsem sonra yol olur, bütün pireler
buradan geçmeye kalkışır!"
Bizim kültürümüzde çoook uzun yıllardır var olan ve pire-yorgan
örneğiyle kolayca açıklanan "yol olur" darbımeseli, günümüzün modern
psikologları tarafından "Kırık Cam Teorisi" olarak açıklanıyor.

"Kırık Cam Teorisi", psikologların yaptıkları bir deneyden ilham
alınarak geliştirilmiştir. Psikologlar, suç oranının yüksek olduğu ve
yoksulların yaşadığı bir semt ile; daha yüksek yaşam standardına
sahip zengin bölgeye birer otomobil bıraktılar. Araçların plakası
yoktu ve motor kaputları aralıktı. Sonra olup bitenleri izlediler.
Yoksul semtteki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı.
Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından psikologlar
"sağ kalan" otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar.
Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zenginler bile) da
olaya dâhil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale
gelmişti. "Demek ki" dediler psikologlar:

"İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin
vermemek gerekli. Aksi halde kötü gidişatı engellemek mümkün
değildir."
"Kırık Cam Teorisi"nin takipçileri bakın ne diyorlar:

"Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o
camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes
bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırarlar. Biz ilk cam kırıldığında
hemen tamir ettirmeliyiz. Bir elektrik direğinin dibine, ya da bir
binanın köşesine biri bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan
kaldırmazsanız, her geçen çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede
dağlar gibi çöp birikir. Biz ilk konan çöp torbasını kaldırtmalıyız."
Biz de diyoruz ki:

"Pire yorganın üzerinden bir defa bile olsa geçmemelidir. Yoksa yok
olur!"
Bu örnekleri niye mi anlattım? Hem kişisel olarak kendi iç dünyamızın
camlarını, duvarlarını ve yorganını korumak, hem de toplumsal olarak
ülkenin meseleleri hakkında çok duyarlı ve acil davranmak zorunda
olduğumuzu belirtmek için...

Önce kendi iç dünyamızdan başlayalım. Kalbimizde ucundan kıyısından
kırılmış camlar taşıyoruz sürekli... Ruhumuzun başköşelerine ilk başta
önemsiz gözüken, laf etmeye değmez çöpler bırakıyoruz her gün. Küçük
küçük günahlar, minik minik hatalar, yanlışlar, ihmaller,
duyarsızlıklar camı kırık araba gibi diğerlerini de camları kırmaya,
kapıları çerçeveleri indirmeye teşvik ediyor. Pişmanlığımızı fırsat
bilip ortadan kaldıracak kadar ciddiye almadığımız çöplerimiz,
sürçmelerimiz, kötülüklerimiz, ayıplarımız, kokuşmuş çöp dağlarına,
kötülük yığınlarına kapı aralıyor. Bir sürü pire içimizde oradan
buraya zıplayıp duruyor. "Böyle gelmiş, böyle gider" diye kendi
kendimizi ağır veballer altında ezdirdikçe ezdiriyoruz. Bu kadar küçük
ihmalden çıkar? Canım şimdi bunun ne önemi var? Gibi baştan
savmalarla, adeta yangını kendimiz körüklüyoruz.

İkinci ve asıl önemlisi, toplumsal duyarsızlıklarımız olmaktadır:

Kıbrıs'ı veriversek ne olur?
Ermenistan sınırını azıcık açsak ne olur?
Karabağ'ı sonra halletsek de olur.
AB'nin istediği tavizlerin bazılarını versek ne olacak ki?
Kandilde teröristler barınsa ne olur?
Kerkük'teki kırmızıçizgilerimizi şimdilik unutsak ne lazım gelir?
Anadilde eğitim olsa ne kıyamet mi kopar?
Açıldıkça açılsak ne olur?
Anayasayı bir defa delsek ne olur? (Şimdiki gibi yol olur!)
Egemenlik haklarımızın bazılarından fedakârlık etsek ne olur?
Yukarıda yazılanların her birisi birer kırık camdır ve kırık camın
oradaki varlığı, diğer camların da kırılabileceğine dair bir haklılık
üretir içimizde. İlk geçen pireye dur demezsek, hayatımız pireler
arenasına dönüşür; gidip gelirler ki vızır, vızır... Çöpün bizden önce
oraya atılmış olması, oraya çöp atmanın bir alışkanlık olduğunu söyler
bize. Çok geçmeden biz de o alışkanlığa alışır, alışık olunanı
yapmakta haklı görürüz kendimizi. Cam ilk kırıldığında hafife alırsak,
ağırlaşır cam kırıkları. Çöp ilk atıldığında umursamazsak,
umursamazlığımız bir çöp dağını besler.

İlk geçen pireye izin verirsek, en azından Nasrettin Hoca atamıza
ihanet etmiş oluruz. Alpaslanlar, Fatihler, Abdülhamitler ve
Atatürkler ile birlikte...
Sonra da vicdanımıza, geleceğimize ve çocuklarımıza...

İnsanlığımıza...
 

Tür : Gündem Tarih : 13.10.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sık kullanılanlara ekle
  • KISSASAN HİSSE
  • TÜRKÜN BÜYÜK ZAFERİ
  • PEKİN'İN ASİMİLASYON POLİTİKALARI‏
  • Türkistan kan gölü!
  • GAZZE DRAMINDA TÜRKİYEYİ GÖRMEK..
  • ERMENİ DİYE KİME DENİR?
  • Türk kimdir?
  • Mortgage `herkes için` başladı
  • İşte Mortgage!
  • Kıbrıs Davası

  • TÜRK TARİHİ
    TARİHTE BUGÜN
    TÜRK MÜZİĞİ
             

    © Bu sitenin her hakkı Güven ALTAY'a aittir.
    Ana Sayfa | Biyografi | Resim Galerisi | Bana Ulaşın | Site Haritası  
    Site Çözünürlüğü 1024x768 Pikseldir