Balkanlardan Çin Seddine Türk Dünyasının her yanında olumsuz gelişmeler yaşanıyor. İki hafta önce Kerkük'te patlayan bomba seksen dört Türkmen'in hayatını kaybetmesi ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Geçen hafta Bulgaristan'da seçimler yapıldı. Bulgaristan seçimlerinde en yüksek oyu "Türk Karşıtı" "Bulgaristan'ın Avrupai Kalkınması İçin Yurttaşlar" oluşumu GERB aldı. Bu oluşumun lideri, Sofya Belediye Başkanı ve Bulgaristan'ı Türkler için yaşanmaz kılan Todor Jivkov'un koruması Boyko Borisov'dur. Bu durum, Bulgaristan Türkleri için ciddi sonuçlar yaratacak kötü bir gelişmedir. En yürek yakan ve tehlikeli gelişme ise hafta başında Doğu Türkistan'da meydana geldi. Yabancı haber ajansları, ilk olaylarda 203 mağaza, 14 ev, 190'ı otobüs olmak üzere 216 araç yakıldığı bilgisini geçtiler. Olaylar kısa sürede Uygur Türklerinin yaşadığı diğer kentlere de sıçradı. Resmi rakamlara göre ölü sayısı 156, tutuklanan Uygurların sayısı da 1500'ü aştı. Gayr- i resmi kaynaklara göre ölü sayısının üç yüz ile beş yüz arasında olduğu ifade ediliyor. Çinli yetkililer, Uygur Türklerinin yaşadığı bölgelerde sıkıyönetim ilan ederek dış dünyayla ilişkilerini tamamen kestiklerinden bölgeden sağlıklı bilgi alınamıyor. Yıllardır komünist bir diktatörlük ile sıkı bir yönetim altında yaşayan Uygur Türkleri böylece sımsıkı bir yönetim altına alınmış oldular. Zulüm, vahşet ve dehşet o boyutlara ulaştı ki, Çin'de Uygurlar için ölmek yaşamaktan daha fazla özlenir hale gelmiştir. Kaşgar'da etnik ve kültürel soykırım! Diğer yandan yalnızca kâğıt üzerinde özerk olan Uygur bölgesine büyük bir Çin nüfusu aktarılmaktadır. Böylece bölgede Çin asıllıların nüfusu artırılırken, Uygurları iş bulmak ve diğer bahanelerle Çin'in iç bölgelerine göç ettirerek nüfusları azaltılmaktadır. Böylece Uygur Türkleri kendi öz yurtlarında azınlık durumuna düşürülmüşlerdir. Çin hükümeti yalnız etnik temizlik değil aynı zamanda Uygur Türklerinin kimliğini de hedef almaktadır. Uygurların, Uygur olduğunu hatırlatan ne varsa Çinliler onu yok etmeyi siyasetlerinin ayrılmaz parçası olarak görmektedirler. Çin hükümeti, bölgede tam bir kültürel soykırım uygulamaktadır. Bu kültürel soykırımdan Türk Dilinin Başkenti olan Kaşgar kenti de nasibini almaktadır. Çinli yetkililer Kaşgar'ın eşsiz tarihi mirası olan iç şehir mahallerini yerle bir eden imar planlarını devreye sokmuştur. Kaşgar merkezindeki 49.000 ev yıkılmakta ve burada yaşayan 220.000 kişi zorla başka yerlerde iskân edilmektedir. Halen 49.000 tarihi evden 3.900'ünün yıkımı tamamlanmıştır. Diğer yandan olayların, Cumhurbaşkanı Gül'ün bölgeye yaptığı ziyaretin hemen sonrasında meydana gelmesi de düşündürücüdür. Bilindiği gibi Türkiye'de Doğu Türkistan muhalefetinin faaliyetleri Mesut Yılmaz döneminde kısıtlanmıştı. Doğu Türkistan sorununa dikkat çekmek için Doğu Türkistan muhaliflerinin düzenleyeceği etkinliklere Türkiye devlet yetkililerinin katılması yasaklanmıştı. Gelinen bu noktada Türkiye, bölgedeki katliama seyirci kalamaz. Türkiye, Çin'in Uygurlara yönelik olarak uygulamaya koyduğu kültürel soykırım ve etnik asimilasyon faaliyetlerini durdurması için elinden geleni yapmalıdır. Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin derinliğini de Uygurların durumuyla ilişkilendirmek şarttır. Gökbayrak
Bilir misiniz, bir gökbayrak vardır. Şanlı al bayrağın öz gardaşıdır. Kartal gibi hep zirvelerde durur. O, Uygur gardaşımın bakışıdır. Bakışlarında ümitle hüzün var. Bin bir sitemi Türk dünyasınadır. Dalgalanmak için bir rüzgar bekler. Feryadı mankurt, Türk balasınadır. Altay, Tanrı dağları selam durur. Karakurum gıptayla ona bakar. Kaşgar, Hoten, Yerkent kalbine dikmiş, Gökbayrak birgün, elbet şaha kalkar. Bu devran böyle gitmez, ey gökbayrak Zalimin hesabını soran olur. Mazlum âhı alan yüreksizlerin, Gün gelir yurt, yuvası viran olur. Geceleri hep rüyamızı süsler Uzak yakın bütün Turan diyarı. Birlik doğsun, ölsün ayrılık, hey Hâk Türkün gücünü görsün, dünya gayrı.
|